Besin Öğeleri

Proteinler

Proteinler, vücudun kas yapmasına yardımcı olan ve vücudu onaran yiyeceklerdir. Başlıca güç kaynağıdırlar. Proteinler, vücuda ısı ve güç de verir ama karbonhidrat ve yağlar kadar ısı ve enerji vermedikleri için vücudumuzun yakıtı olarak kullanabileceğiniz türden besinler değillerdir.

Proteinler, aminoasit adı verilen 20 yapı taşı içermektedir. İnsan vücudu, bu 20 yapı taşından sadece 11 tanesini üretebilmektedir. Bunlara, esansiyel olmayan aminoasitler de denmektedir. Diğer 9'u, alınan gıdalar ve beslenme diyetinde kullanılan proteinler tarafından sağlanmaktadır.

Beslenme diyetinde alınan protein de ikiye ayrılmaktadır: tam proteinler ve tamamlanmamış proteinler. Tam proteinler, "fauna" ya da hayvansal proteinlerin içerisinde bulunur, tamamlanmamış proteinler ise (Aminoasitlerin hepsini içermediği için bu ada sahiptir.) sebzelerin, baklagillerin, kuruyemişlerin ve çekirdeklerin de aralarında bulunduğu "floralı" gıdalarda içerisinde bulunur. Protein sözcüğü, Yunanca "birinci" sözcüğünün gelmektedir ve geleneksel olarak da protein, bir öğün içerisindeki ana yemek olarak düşünülürdü. Protein, vücudumuz için büyük öneme sahiptir. Vücudumuzu proteinsiz bırakmamalıyız ama gereğinden fazla protein de yememeliyiz çünkü böyle yaptığımızda da, vücudumuzun kullanmadığı protein fazlalığı, otomatik olarak yağa dönüştürülecektir.

Aşırı protein, böbrekleri zorlayabilir. Ancak, yetersiz protein de, bağışıklık sistemini aksatması nedeniyle bizi hastalıklara karşı savunmasız bırakacaktır. Yetersiz protein alınması, kendimizi çok yorgun hissetmemize neden olur ve kas oluşumunu zorlaştırır; bunun sonucu olarak, fiziksel performansımız düşer.

Daha da kötüsü, kemik kütlesinde de kayıplar yaşanabilir. Unutmayın, bir kişi ne kadar aktifse, o kadar çok proteine ihtiyaç duyar. Ancak, merak etmeyin! Süper zinde (şişman değil, zinde) olmak için vücudumuzun ihtiyaç duyduğu miktarda proteini almanın o kadar çok lezzetli ve sağlıklı yolu vardır ki!

Size önerdiğim dengeli öğün planları sayesinde proteinin sunduğu yararların hiçbirini kaçırmamış olacaksınız. Protein bakımından zengin gıdalar şunlardır: et, balık, yumurta, kuruyemişler, süt, peynir, fasulye ve tahıllar.

Özellikle hayvansal proteinlerin soframızda, sebze, baklagiller ve tahılların yanında aksesuar olarak sunulmaları gerektiğine inanıyorum. Annelerimiz, eskiden, ne kadar çok et yersek o kadar güçlü ve sağlıklı olacağımızı düşünürlerdi ama bugün, bunun böyle olmadığını biliyoruz. Tekrar ediyorum: Ben, vejetaryen ya da et yemeye karşı olan bir insan değilim.

Söylemek istediğim şey şu: Eti ölçülü bir şekilde yiyin sevgili dostlarım. Hayvansal ve bitkisel kaynaklardan elde edilen, 107 düşük yağ içeren en sağlıklı proteinler şunlardır: yumurta beyazı, derisi ayıklanmış tavuk, balık (özellikle diri balıkların beyaz etleri), kuruyemişler, çekirdekler, baklagil - tahıl kombinasyonları. Bütün bunlar, yüksek oranda doymuş yağ almanıza gerek kalmadan, yüksek kaliteye sahip protein ile beslenebilmemizi sağlamaktadır. Yağsız protein, yağlara ve karbonhidratlara göre daha fazla termal etkiye sahiptir ve bu da, vücudun, bunları hazmetmek için daha fazla enerji kullanması gerektiği anlamına gelmektedir.


Mineraller

BORON: Kuru ve taze erikte bulunan bir mineraldır.

KALSİYUM: Kemiklerin ve dişlerin güçlü olmasını sağlayan harika bir besindir. En iyi kalsiyum kaynakları, yoğurt ve diğer süt ürünleri, brokoli, karalahana ve ıspanaktır

İYOT: Sağlık için gereklidir ama sadece küçük bir miktar alınması gerekmektedir. Fazlası, zararlı olabilir. İyot eksikliği, guatr olarak bilinen tiroit bezinin büyümesine neden olur. Deniz yosununda doğal bir şekilde mevcut olan iyot, ABD ve Kanada'da genellikle sofra tuzunun içine sonradan ilave edilir.

DEMİR: Dinçlik, kırmızı kan ve sağlıklı bir cilt rengi için gereklidir. Demir, vücudunuzun her hücresinde mevcuttur ve kemiklerinizin güçlü olmasını sağlar. Yediğiniz yiyeceklerdeki demirin, vücut tarafından daha iyi özümsenmesi için, yemekle birlikte kahve içmemeye özen gösterin, çünkü kahve demirin özümsenmesini kesintiye uğratmaktadır. İçinde bu mineralden bulunan gıdalar şunlardır:Ispanak (çiğ ya da buharda pişmiş), mercimek, barbunya fasulyesi, soya fasulyesi, kabak çekirdeği, kırmızı et, tofu ve erik suyu.

MAGNEZYUM: Kalbin ve böbreklerin sağlıklı olmasını ve dengeli çalışmasını sağlamak için önemli bir rol oynamaktadır. Kuru fasulyelerde ve baklagillerde, yapraklı yeşil sebzeler ve tofuda bulunur.

MANGANEZ: Özellikle de sağlıklı kemikler, cilt ve bağ dokuları için büyük önem taşıyan bir mikro-besindir.

FOSFOR: Bütün canlılarda bulunur ve vücudumuzda içerisinde en bol bulunan ikinci mineraldir. Kemik ve dişlerin gelişmesi ve korunması için kalsiyumla birlikte çalışır ve kemik erimesinin etkileriyle savaşır. İçinde bu mineralden bulunan gıdalar şunlardır: balık, et, tavuk ürünleri, kuruyemişler, baklagiller, tahıllar ve süt ürünleri.

POTASYUM: Enerji üretebilmek, normal kas hareketlerini gerçekleştirebilmek, sinir dürtülerinin iletilmesi ve sıvı dengesinin korunması için gereklidir ve bağışıklık sistemine destek olur. İdrar sökücü ve bağırsakları boşaltmaya yardımcı ilaçlar alan, kronik bağırsak ya da böbrek rahatsızlıkları olan insanlar, ilave potasyuma ihtiyaç duyabilirler. En iyi potasyum kaynakları arasında; kayısı, muz, incir, patates, kuru üzüm, sarımsak, baklagiller ve kış kabağı bulunmaktadır.

SELENYUM: Tiroit hormonlarını harekete geçirdiğine inanılan bir mineraldir. Antioksidan, bağışıklık sistemini güçlendirici, antienflamatuvar ve yaşlanmayı önleyici özellikleri vardır. Kansere karşı korur (glutenin peroksit adlı güçlü antioksidan enzimi hareket geçirerek) ve alerjilerin, astımın, bunaltı ve kalp  damar rahatsızlıklarının, romatoid artridin, kuru kafa derisi ve cilt problemlerinin tedavisinde   çok  yararlıdır. İçinde bu mineralden bulunan gıdalar şunlardır: asparagas, sarımsak, mantar, ananas, esmer pirinç, soya fasulyesi ve tam tahıllar.

ÇİNKO: Vücudun içerisinde faaliyet göstererek bağışıklık sistemini güçlendiren, doğurganlığı ve göz sağlığını koruyan, hücre üretimini sağlayan ve yararları iyileştiren 300 enzimin çalışması için gerekli olan bir maddedir. İçinde bu mineralden bulunan gıdalar şunlardır: kabak çekirdeği, ıspanak, badem, kaju, hindi ve ayçekirdeği.


Karbonhidratlar

Karbonhidratlar, vücudumuzun yakıtıdır. Vücuda enerji ve ısı verirler. Karbonhidrat sözcüğü, iki sözcükten gelmektedir: "karbon" ve "hidrat". Karbon, şeker ya da maya kavrulduğunda meydana çıkan siyah maddedir. Hidrat ise, Latince "su" sözcüğünden gelmektedir. Bunlar, vücuda enerji veren ve vücudun yakıtı olan yiyeceklerdir.

Üç ana karbonhidrat çeşidi vardır: nişastalar, şekerler ve selülozlar. Hububat, tahıl ve bunlar nişasta kategorisine girer. Şekerler ise, şeker kamışı, pancar şekeri, fruktoz, laktoz, Akçaağaç şekeri, bal ve mısır şurubunu kapsarlar (Mısır nişastasını asitle kaynatarak hazırlandığı için mısır şurubu kullanmanızı tavsiye etmiyorum.) Selülozlar ise sebze, meyve ve tahılların iskeletini oluşturan lifli maddelerdir. Yiyeceğe hacim verirler.

Bağırsakların iyi çalışması için lif sunan selülozlardan bol bol yemek, büyük önem taşımaktadır. Yeterince lif yenilmemesi, sindirim sisteminde atıllığa neden olmanın yanı sıra genellikle kolon ve rektal kanserine yol açan nedenlerden biridir.

Sebze, meyve ve tahıllar işte bu yüzden çok önemlidir. (bize sundukları vitaminlerin, minerallerin ve antioksidanların ötesinde) Bunlar, beslenme diyetimizdeki ana selüloz kaynağıdır. Bu yüzden, rafine un ve şekerlere HAYIR demeliyiz: Bunlar, hemen hemen hiç selüloz içermezler. (Boş kaloriden başka bir şey değillerdir.) Selüloz içeren yiyecekler, genellikle vitamin ve mineral bakımından da zengindir.

UNUTMAYIN

Bu websitesinde bahsedilen bütün Vitaminler, Mineraller, Enzimler, Taze sıkılmış meyve ve sebze suları ve Şifalı otlardan çok daha etkili bir şey vardır: SEVGİ. Sevginin gücü, bunların hepsinin gücünün toplamından üstündür. SEVGİ, dört beş harflik bir sözcük olabilir (İspanyolca'da AMOR, Fransızca'da AMOUR, İtalyanca'da AMORE, İngilizce'de LOVE) ama üzerimdeki etkisi o kadar büyük ki, benim için YAŞAM ile eşanlamlıdır! Bu nedenle, değerli yaşamınızın her gününe, SEVGİ dolu düşüncelerle başlayın.